mensurane - ruhumda başkaldırıp beni isyana zorlayan herşeye dair.... - Blogcu



ruhumda başkaldırıp beni isyana zorlayan herşeye dair....

16/10/2007 - HAYAT DERSİ...

Kategori: mensurane

                                                      

Okulun bahçesinde ki dev çam ağacına serçeler inip kalkıyor.Bir onlar terketmedi zaten bizi,bize yoldaşlık edeceğini söyleyen kuşlar çoktan terk-i diyar eyledi.Yandaki boş arazide birkaç köylü ve de koyunları var anlaşılan onlarda rızk peşinde bizim can kuşlar gibi.

Öğretmen tahtada Roma nın yakılışını anlatıyor imparator Neron u belli ki haberi yok dışarıda ki ayaza ve lapa lapa yağan kara rağmen bedenimi yakan yüreğimdeki yangından.Bir ses canlanıyor zihnimde ansızın bir türkü beliriyor;

-Yüreğim yangınlarda baş edemedim

  Yar beni terk eylemiş alışamadım

İlk mısra anlatıyor beni de ikincisine aklım kar etmiyor ki,ne yarim oldu ne terk eyledi beni,anlatamadım,söyleyemedim içimde ki sevgiyi.Dışarıya bakıyorum fırtınaya karşı duran dağlara,amansız bir tipi var,keşke bir kar tanesi olsam savrulsam diyorum uçsuz bucaksız diyarlara.

Tekrar dönüyorum karanlık sınıfa öğretmen değişmiş.Bilimin felsefesini anlatılıyor,içimden bırak hocam diyorum sevmenin daha doğrusu sevilmemenin felsefesini anlat diyorum.

Devam ediyor ders bilginin çeşitleri ; akla dayana bilgi….”hocam yardım et diye haykırıyorum,kalbe dayanıp sevgiye  güvenen bilgi yok mu?Cevap alamıyorum.Öğretmen sonsuzluk diyor ben içimde kayboluyorum.

-Hayat denen sonsuzluğun

  Karşısında bir çocuğuz

  Düşe kalka büyürken

  Kalkamayız bir çoğumuz

Akıyor zaman değişiyor ders,dik açı anlatılıyor,Öklid,Thales teoremleri.İyi hoşta hayata karşı dimdik mücadele edenler;alnında dağ ateşi yakıp kavgalarında cehennem saçanlar.Bolu dağlarında Köroğlu,Antep illerinde Karayılan sonra namerde muhtaç olmadan namusuyla yaşayanlar;köyünde Mehmet emmi,9-6 vardiyasında can Hüseyin,soğuk kış günü denizlerle boğuşan Yusuf kaptan.Gitmemişlerdir okula,öğrenmemişlerdir Pisagor u Thales i ama dik yaşamayı bilmişlerdir omuzlarında ki ağır yüke rağmen.

Yine zil çalıyor bu sefer ders başka dertler bambaşka.Mevlana da neyin tınısı,Fuzuli de Kays in acısı,Dadaloğlu nun kavgası,naçar Karacoğlan ın kara sevdası.

Alıp götürüyor bizi bir neyzen sazlıktan kopuyoruz,çöllerde Leyla arıyoruz,Toros eteklerinde kılıç kuşanıp savaşıyoruz olmuyor bir kara göz uğruna diyar diyar dolaşıyoruz.

Arkadaşlarım çoktan hazırlanmış anlaşılan zil çalacak.Yola koyuluyorum bende kar yağıyor bir yandan,akşamlar iniyor bu kente.Çeşmenin yanında benden daha garip bir serçe,dilimde bilinmeyen bir türkü.

           -Ey gönül derdinle etme şikayet

           Yüce dağlar gurur duyar karından

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/10/2007 - YOLLAR

Kategori: mensurane

Yollar

Çantasını hazırlarken dört yıl botunca aynı evi paylaştığı arkadaşlarına son esprilerini yapıyordu.Onlardan ayrılacağı için biraz buruktu ama yinede içi içine sığmıyordu.Dört yıl dile kolay,dört koca yıl anadan babadan evden ayrı yaşamış onlara hasret kalmıştı.Gör ki Karadeniz nasıldı şimdi nasıldı Zigana dağları.Otobüs biletini kontrol edip cebine koydu.Artık sadece mutluydu bütün isteği anasının pişirdiği ekmekle ve memleket havasında çayını yudumlayıp,sonra bahçe deki divanda uykuya dalmaktı.Yolu düşündü,yol demek hasretliğin bitmesi demekti,yol demek gurbetin sonu,yol demek eve dönmek…

Ayrılık demekti belki yol bir başkası için.Bir garip umutla bekliyordu,okyanuslar ardında ki sevgilisini,sıradağlar,ırmaklar bir de geçit vermez sınırlar.Zordu umudun ve aşkın işi.zamanında dağlar delip,çöller açmıştı ama şimdi dikenli tellere takılmıştı.”Balıkların gözyaşları denizde belli olmaz”.Yol oldu gözyaşı,yol oldu özlem….

-Ali etme eyleme kulun olayım bul şu yolu,gelin elden gidiyor.Allah korusun ya karnındaki bebeye ya kendine bir şey olur da ocağımız söner.

-Dayı ben tipiden,borandan atı göremiyom,yolu nasıl bulayım…

Gebe bir kadının çilesidir yol,belki de ölümü.Kayın babasının en büyük kabusu olmuştur yine aynı yol.Eğer gelinine bir şey olursa ne diyecekti gurbette ekmek parası uğruna ter döken oğluna,nasıl verecekti bebeği baba kucağından önce kara toprağa.Kızakçı Ali içinse kavgadır yol,yolla uğraşmak bazen ise yolu bulmak.Karanlık vardır,kar vardır,tipi vardır yol yoktur.

İlçeye varmadan doğurur gelin mah cemalli bir oğlan.Dede hala yolu arar karanlık gecede,sonra küçük çocuğu sarar “Madem yolda oldun,Yoldaş olsun adın”.Yol demek yaşam,yol demek ömür.

Sürgünlerin bir sözü vardır yazar bazı otobüs kapılarında,yolu sevmez sürgünler ama seven var elbette.

“Ömür biter yol bitmez” biter bu yazım yol olur…

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/10/2007 - HAPİS

Kategori: mensurane

                                                    HAPİS

Zamanında padişah engellemiş bizi,yüceyim deyip çocuk yerine koymuş kandırmış hepimizi,kanmayanları katledip;sürgünlerde kaybettirmiş izlerini.Paşalar,beyler gelmiş sonra üstümüze,mavi gözlü bir dev,çıkarmış sonra bu dar dehlizlerden bizi;alışmışız ya karanlığa sonra tekrar kendimiz girmişiz.

         Bey gitmiş paşa gitmiş,vekil bakan gelmiş mavi gözlerin kapanmasından istifade.Silahlar pençe vurmuş sonra hiç rahat bırakmamak için Anadolu nun fikirlerini.Hapisimiz olmuş apoletler arasında televizoyon denilen kara kutunun kendisi.

          Asılmışız yıllar sonra tekrar darda,Pir Sultanın asıldığı topraklarda fakat ondan 500 yıl sonra.Kavga vermişiz isyan etmişiz umutla.

          Biri gelmiş sonra demokrasi içinde demokrasi bulmak umuduyla,abileri bop demiş bu gap demiş,yemişiz yine safızya.

          Korkutmuşlar,yıldırmışlar ya dedeler babalara demiş bırakın siz uğraşmayın vatanı siz mi kurtaracaksınız,onlar da bize aktarmışlar aynı korkularla.Birileri hakim olmayıp,hapishane bulunmayıp,basımızda gardiyan olmadan sokmuşuz kendimizi mantıksızlığa...

          Vatan deyince yatan anlayıp, yatan deyince asker diyenlerin,beylerin yerini alan patronların ve cahil mirasyedilerin inadına;çıkarılmayan kararlar yüzünden Allah katında şehit,bunların masasında Niyazi olanların,siyasete bulaşma deyip Nazım ın,Sabahattin Ali nin kitaplarından çekinen babamın,kitap okuttuğu için sorgulama geçiren öğretmenlerin,Osmanlı bizi kesmiş bizde Osmanlıyı dediği için öldürülenlerin uğruna...

                                               Baban gibi olup düşünmekten korkma...

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/10/2007 - SEYİR

Kategori: mensurane

                                    

                                    SEYİR

Yağan karın insanların kirlettiği dünyanın ayıbını bir yorgan misali örtmeye çalıştığı, ayın yeryüzündeki kötülükleri gizlemeye uğraştığı, yoğun sis perdesinin ihanetleri sakladığı, rüzgârın ise bir nebze olsun yalanları bastırdığı, meskenin olduğu kadar sakinlerinin de dar ve kör olduğu bir sokakta yürüyorum...

Seni düşünüyorum ansız, ne yalan kalıyor yeryüzünde ne ayıp. Gönlümün ellerinde ki kelepçe, ayaklarındaki pranga çözülüveriyor; Zümrüt-ü Anka kuşu oluyor sanki, kanatlanıp uçuyor ve konuyor senin başucuna.Gelecekten bahsediyor sana; aşktan,umuttan,barıştan...

Çok sürmüyor, demiştim ya iyilikleri düşünmek yasak bana; rüzgarın sesini ambulansın acı sireni parçalıyor.Az ileride feryat,figan yitip giden gör ki hangi gariban.Ne derdi vardı bilinmez.Aç mıydı,açıkta mıydı,sevdalı mıydı?Belki de kurtuluşu olmuştu ölümü,yazarın dediği gibi “Ölümün son iyiliği bir daha ölmemekti”.

Peki ya arkasında kalanlar; kim bilir bekleyeni mi vardı, seveni sevdalısı mı, yoksa ona muhtaç kundakta bebesi mi,kim bilir?Öyleyse onlar ne yaparlar,eninde sonunda olacak olmuş ölecek ölmüştür,karşı gelinemez kanundur bu lakin geride kalanlar.Gidenlerin ardından kalanların derdi ortaya çıkar sis perdesinin kalkmasıyla.

Biraz daha yol aldıktan sonra nihayet kovuyorum bu düşünceleri benliğimden ay ışığının da bedenimi okşamasıyla.Seninle mutlu bir dünya hayal ediyorum.Umutlanıyorum tekrar,küçük çocuklar gibi yerdeki taşları tekmeliyorum,bir başka duygu sarıyor benliğimi,içim içimden geçiyor.

Fazla sürmüyor,yine olan oluyor.Ayağıma takılan gazete parçası inşaat halinde olan hayal dünyamı bir anda bombalayıp hain bir terör eylemi misali,yerle bir ediyor.Gazete sayfasının üst kısmında her zaman olduğu gibi;Orta Doğu ve Kuzey Irak.Asker adı verilen ne olduğu belirsiz mahlukat elleri ve ayakları bağlı,susuzluktan kıvranan bir çocuğun az ilerisinde suyu yere döküyor.Bu hareketinin karşılığı kahramanlık,ismi insanlık,mahlası demokrasi...

Sayfanın alt kısmında ise ünlü bir şarkıcının minik kızına altığı yat haber yapılmış,doğum günü hediyesiymiş,kızı çok istemişmiş,çok pahalı bir şey değilmiş...Haber yapanda mı yaptıranda mı diyerek gazete parçasını hınçla ayaklarımın altına alıyorum.Aklıma açlıktan ölen,hastalıktan kırılan,savaştan ezilen çocuklar geliyor;kahroluyorum.

Yine de sarılıyorum hayat denen sonsuzluğa,bir güvercin havalanıyor yüreğimin derinliklerinden umutla ve yürümeye devam ediyorum,senin yaşadığı bilmenin getirdiği mutlulukla.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/10/2007 - BİR YER

Kategori: mensurane

             

 

            BİR YER

Biliyorum oralarda bir yerdesin;

Evet evet oradasın,

Ankara’da yürüyorsun,

Üstat Ahmet Arif’in can dediği

Karanfil Sokağın kaldırımlarında

İnsanlar işlerini bırakıp sana bakıyor,

Ay sana tutuluyor hayranlıkla...

 

Asırlara tanıklık edip,zamana direnen

Dev bir çınar ağacına benzeyen Mardin’desin

Gülüyorsun tarihin eskimeyen yüzünden

Hayat içinde hayat olup,can oluyorsun

Can veriyorsun taştan binalara,

İmrenerek bakıyorlar

Görüp görebilecekleri en güzel varlığa...

 

Koca Selçuklunun diyarında

Ozanlar yaylası Sivas’ta buluyorum seni bir anda

Toprağa başkaldırmış çiğdemler arasında

Kızılırmak bir başka çağlıyor senin yanında

Pir Sultan sana sesleniyor idam sehpasında,

Veysel senin için kaybediyor gözlerini,

Altın sarısı başaklar okşuyor tenini

Anadolu’da buluyorum hem kendimi hem seni...

 

Yedi tepeli İstanbul’dasın

Hazerfen Çelebi sana uçuyor

Nedim şarkılar yazıyor senin uğruna,

Fatih senin için kuşatıyor bu kenti

Roma imparatoru direniyor

Senin onlara verdiğin umutla.

Haliç renk değiştirip

Bir türkü tutturuyor sen varsın ya ucunda...

 

Biliyorum ordasın hayatın bensiz yakasında,

Ve de biliyorum ki sen benim

YA DERDİME DERMAN

YA KATLİME FERMANSIN

Yalnız bir sayfasında değil ömür kitabımda...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

bana dair

insanoğlunun kendini dar dehlizlere hapsettiği bu geniş dünyada,paylaşılmayan,paylaşılamayan ne varsa uzaktır bana...ahirete yatırım yapıp cennetin ön saflarından yer kapmak gibi bir niyetimde yoktur,her ne yaparsam,ne yaşarsam bırakın kalsın bu cihanda...tutacaksam âma birinin elinden sadece yanmamak umuduyla kebapçı derim ben alemdeki tanrıya...tahammül edemem Hakkın varoldugunu kabul edenlerin yaptığı haksızlıga... ezdirmem kendimi asla,dogmatik hiç bir şeyi kabul etmem ki bu yüzden her seferinde farklı

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Dost

Kitap Özeti
aksitabraxas
selenge selin
monaroza06
kaptan5806
hulyaningunlugu

PageRank Checking Icon
View my page on Turk Blog Yazarlari